Başa Dön

  • Facebook Social Icon
  • Instagram Social Icon
  • YouTube Social  Icon

Habertürk Gazetesi ile Röportaj

1-   Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz, Mihriban Aviral kimdir?

Kendimi anlatmak bana hep zor gelir, ama müzik otoritelerince vurgulandığı ve her zaman basında yer aldığı şekliyle ifade etmek gerekirse hakkımdaki tanımlamayı şöyle aktarabilirim:

Mihriban Aviral , Türkiye'nin “İlk ve Tek” Latin Caz Flüt Virtüözüdür. 

Dünyada bile bu tarz müzik yapan “nitelikli” bir ya da iki örnek ancak mevcutken Mihriban Aviral, ülkemizde bugüne kadar hiç gerçekleştirilmemiş olan "Latin Caz tarzında solo flüt çalan" önemli bir örnek olarak, “ilk ve tek flüt sanatçısıdır”. 

H.Ü. Ankara Devlet Konservatuvarı ile başlayıp, çeşitli ülkelerde devam eden klasik müzik alanındaki akademik kariyer serüvenim Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasında geçen 25 yıl sonunda noktalandı. Akademik klasik müzik eğitimi üzerine, uzun yıllar içinde edindiğim birikimlerle birlikte Latin Caz bir araya geldiğinde, ortaya sıra dışı güzellikte bir müziğin çıkıyor olması, hakkımda sıkça yapılan kritiklerde dile getiriliyor.

2-   Uzun yıllar Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda görev yaptınız. Ardından sağlık sorunu yaşadınız ve çalışma hayatına ara verdiniz. Tam olarak rahatsızlığınız neydi? O dönemde neler yaşadınız?

Ciddi bir akciğer rahatsızlığı geçimiştim ve o süreçte çok sevdiğim flütten bir yıl kadar ayrı kalmıştım. En büyük endişem yeniden flüt çalamama ihtimaliydi. Ama Bu müzikler beni yeniden hayata bağladı, yaşam sevincim arttı ve bir süre sonra en az eskisi kadar iyi ve parlak bir dönüş yaptım flute… Uğraş dolu bir süreçten sonra kendimi büyük bir heyecan ve şevkle bu müzikleri çalan bir  Latin caz flüt solisti olarak buldum. Üstelik de ülkemizde ilk ve tek Latin Caz solisti olmuştum.

3-  Grammy Ödüllü Flütçü Nestor Torres size ilham kaynağı oldu belki de. Onun bir tekne kazasından sonra bestelediği eserlerin size başka bir kapı açtığını fark ettiğinizde neler hissettiniz?

Önemli bir rahatsızlık geçirmiştim, ama bu olumsuz durum benim Grammy ödüllü besteci ve flüt sanatçısı  Nestor Torres’in müziğiyle tanışmama vesile oldu. Hastanede sürekli Nestor’un beni hayata döndüren canlı, hayat dolu müziğini dinledim. Daha sonra çok sevip etkilendiğim bu müziği ben de çalmaya karar verdim. İşte bu süreçte dinlediğim o CD’yi incelediğimde çok ilginç ve son derece etkileyici bir bilgiye ulaştım. Nestor Torres de yıllar önce ölümden döndüğü bir tekne kazası geçirdiğinde, o dönemki ruh halini yansıtan ve kendisine Grammy ödülü kazandıran eserlerini bestelemişti. Hastanedeyken beni hayata döndüren o albümün, Nestor için yeniden dünyaya gelmek anlamındaki aynı albüm olduğunu fark etmekse beni inanılmaz etkiledi.

Daha sonra Torres’e ulaştım. Yaptığımız görüntülü bir görüşmede müziklerini çalmak istediğimi söylediğimde dünyaca ünlü sanatçı büyük bir ilgiyle beni dinledi. Tekniğim, müzikalitem, flüt ses tonum ve müzikal yorumlarımdan çok etkilendiğini söyleyerek heyecanla bu müzikleri albüm yapmam için beni yüreklendirdi ve bu güzel gelişmeler yetmiyormuş gibi bir de prodüktörlüğümü üstlenmeyi teklif etti. Bu beklenmeyen gelişmeden ben de çok heyecanlandım ve bu albüm için hastanedeyken dinlediğim Torres albümünden benim için anlamlı olan dokuz parça seçtim. Nestor da bana hoş bir sürpriz yapıp kendisiyle birlikte düet yapmak için yeni bir parça besteledi. Albümün altıncı parçası olan bu beste, bu projeyi gerçekleştirmek için İstanbul’da biraraya gelmemiz nedeniyle ‘Latin Dreams in İstanbul’ (İstanbul’da Latin rüyası) adeta onun ve benim ortak kaderimizi simgeliyor. Tüm bu yaşadıklarımdan sonra, aslında tesadüf yoktur, yaşanan her şeyin bir nedeni vardır diye düşünüyorum.

4-   Yaptığınız müziğin çok farkli bir tarz olduğu görülüyor, bu özellikler nelerdir ve bu özelliklere sahip Türkiye'nin ilk ve tek Latin Caz Flüt Virtüözü olarak çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Evet dünyada Latin caz’ı orkestra eşliğinde flütle baştan sona solo icra eden çok az sanatçı var, ülkemizdeki tek isim ise benim ve çok güzel, çok onur verici tepkiler alıyorum. İnsanlar bu tür müziği tanıyıp dinledikçe çok daha fazla sevmeye başlıyor. Bu da izleyici ve hayran kitlesinde önlenemez bir şekilde artışa neden oluyor. Bunun da iki temel sebebe bağlanabileceğini düşünüyorum; 

“İlki, tüm dünyada caz ya da Latin caz müziği yapılıyor olmasına rağmen bunun akademik bir klasik müzik eğitimi ile köklü bir müzik geçmişi ve birikimi üzerine yapılıyor olması nedeniyle çok nitelikli, aynı zamanda da çok keyifli olması sonucu izleyiciyi etkilemesi… 

İkincisiyse, diğer caz gruplarında olduğu gibi müzikteki soloların eşit olarak tüm enstrumanlara dağılmış olarak uygulanmasına karşın, burada flütün solo olarak müziğin başından sonuna kadar tüm zorlukları ve yükü üstlenmiş olması ve icrasında ciddi teknik ve müzikal zorluklar bulunması sonucu bir konçerto çalar gibi yoğunlukta ve virtüözce parlak ve çekici bir performans sergilenmesi...”  Sanırım bu müziğin bu derece ilgi görüp beğenilmesinin en önemli nedenleri bunlar.

Artık bir çok kritikte yaptığım işin içeriği ve farklılığı gitgide daha çok ayrımsanıyor ve şu tür yorumlar yapılıyor: “Sanatçı, gerek virtüözce sergilediği stiliyle, gerekse son derece nitelikli müziğiyle ve daima övgü topladığı ses tonu ile birlikte, alışılagelmiş olan grup içi solo paylaşımlı caz müziği icralarının tamamen dışında farklı bir tarz gerçekleştiriyor.

Seslendirdiği müziklerde baştan sona kadar kesintisiz ve yoğun bir solo performansı sergileyerek bu alanda Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmiş, dünyaca ünlü ve önemli otoriteler tarafından çok onurlandırıcı kritikler almıştır. Dinleyen herkesi kıvrak müziğiyle kısa sürede etkileyen sanatçı, bu özellikleriyle yurt içi ve yurt dışındaki çeşitli festivaller ve organizasyonlar çerçevesinde gerçekleştirdiği salon ve açık hava Latin Caz konserlerinde ve yazılı/görsel medyada büyük ilgi topluyor.”

Gelen yorumlar ve tepkiler genellikle bu yönde oluyor ve bu da beni son derece mutlu ediyor.

5-   Yakın zamanda gerçekleşecek projeleriniz var mı?

Konserlerim, üniversite davetleri, masterclass eğitimleri, çeşitli radio tv, dergi ve gazete röportajları hızla devam ediyor. Bunun yanında son olarak geçtiğimiz 5 Şubatta Bilkent Konser Salonunda verdiğim konserde de şimdilik medyada  açıklamak istemediğim yeni projeme ait bir örnek vererek seslendirdiğim müzik ise büyük ses getirdi ve o parça 2 kez tekrar ettirilerek yine çok uzun süre ayakta alkışlandı. Kısa süre sonra o sürpriz projemin stüdyo kayıtları başlayacak ve yepyeni bir CD ortaya çıkacak.