• Facebook Social Icon
  • Instagram Social Icon
  • YouTube Social  Icon

Başa Dön

İktisat ve Toplum Dergisi Röportajı

01.09.2016

1. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz, Mihriban Aviral kimdir?

Mihriban Aviral, Türkiye'nin “İlk ve Tek” Latin Caz Flüt Virtüözüdür. 

Dünyada bile bu tarz müzik yapan “nitelikli” bir ya da iki örnek ancak mevcutken Mihriban Aviral, ülkemizde bugüne kadar hiç gerçekleştirilmemiş olan "Latin Caz tarzında solo flüt çalan" önemli bir örnek olarak, “ilk ve tek flüt sanatçısıdır”. 

H.Ü. Ankara Devlet Konservatuvarı ile başlayıp, çeşitli ülkelerde süren bu başarılı akademik kariyer serüvenim Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasında 25 yıl sürdü. Akademik klasik müzik eğitimi üzerine, uzun yıllar içinde edindiğim birikimlerle birlikte Latin Caz bir araya geldiğinde, ortaya sıra dışı güzellikte bir müziğin çıkıyor olması, hakkımda sıkça yapılan kritiklerde dile getiriliyor. 

2. Flüt ile tanışmanız nasıl gerçekleşti, bir hikayesi var mı?

Müziğe ilkokul yıllarında okul harçlıklarımla aldığım tahta flütlerle başladım. Annem piyano ya da keman çalmamı istiyordu. Ancak benim gönlüm keman ya da piyanoda değil, flütteydi. O günden sonra tek amacım konservatuvara girip flüt öğrenmek oldu. Konservatuvar ve sonrası orkestradaki ilk yıllarımda tüm dünyanın çok iyi tanıdığı ünlü virtüöz, Sir James Galway’in flüt çalmadaki ustalığından çok etkilendim, devamlı onu dinlerdim ve büyük hayranıydım, bir gün Galway’in, benim albümüme övgüler yağdıracağından habersizce...

3. Peki ya Konservatuvar sonrası yurtdışında neler yaptınız? 

               

Ankara Devlet Konservatuvarı’nda başlayan bu müzik yolculuğu birincilikle kazanılan sınav sonucuyla Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’na katılma hakkıyla devam etti ve Avusturya, İtalya, Macaristan gibi ülkelerde uzun yıllar başarılarla sürdürülen yoğun akademik bir müzik kariyeriyle de taçladırıldı.

Aldığım ‘Master Class’, ‘Perfection’ ve ‘Konser Solistliği’ gibi akademik eğitimlerle klasik müzik çalışmalarımı bir üst basamağa taşıma şansım oldu. Yirmibeş yıl boyunca Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda büyük bir aşkla mesleğimi icra ettim. İçimde uzun yıllar klasik müzik aşkını yaşatsam da bir gün tüm dünyada hızla yayılan akımdan etkilenerek gönlümü Latin caza da kaptırdım ve o andan itibaren bu alanda daha yoğun çalışmaya karar verdim.

 

4. Sanatınızla Dünyadaki ilklerden birisiniz, önemli bir kariyer ve 25 yıl başarıyla klasik müzik icra ettikten sonra flüt solisti olarak Latin caz müziği konserleri veriyorsunuz, Türkiye’de bu tür müziğin fazla tanınmamasına rağmen izleyici ve hayran kitlenizde önlenemez bir artış var, bunun nedeni sizce nedir?

Evet dünyada Latin caz’ı orkestra eşliğinde flütle baştan sona solo icra eden çok az sanatçı var, ülkemizdeki tek isim ise benim ve çok güzel, çok onur verici tepkiler alıyorum. İnsanlar bur tür müziği tanıyıp dinledikçe çok daha fazla sevmeye başlıyor. Bu da izleyici ve hayran kitlesinde önlenemez bir şekilde artışa neden oluyor. Bunun da iki temel sebebe bağlanabileceğini düşünüyorum; 

“İlki, tüm dünyada caz ya da Latin caz müziği yapılıyor olmasına rağmen bunun akademik bir klasik müzik eğitimi ile köklü bir müzik geçmişi ve birikimi üzerine yapılıyor olması nedeniyle çok nitelikli, aynı zamanda da çok keyifli olması sonucu izleyiciyi etkilemesi… 

İkincisiyse, diğer caz gruplarında olduğu gibi müzikteki soloların eşit olarak tüm enstrumanlara dağılmış olarak uygulanmasına karşın, burada flütün solo olarak müziğin başından sonuna kadar tüm zorlukları ve yükü üstlenmiş olması ve icrasında ciddi teknik ve müzikal zorluklar bulunması sonucu bir konçerto çalar gibi yoğunlukta ve virtüözce parlak ve çekici bir performans sergilenmesi...”  Sanırım bu müziğin bu derece ilgi görüp beğenilmesinin en önemli nedenleri bunlar.

Artık bir çok kritikte yaptığım işin içeriği ve farklılığı gitgide daha çok ayrımsanıyor ve şu tür yorumlar yapılıyor: “Sanatçı, gerek virtüözce sergilediği stiliyle, gerekse son derece nitelikli müziğiyle ve daima övgü topladığı ses tonu ile birlikte, alışılagelmiş olan grup içi solo paylaşımlı caz müziği icralarının tamamen dışında farklı bir tarz gerçekleştiriyor.

Seslendirdiği müziklerde baştan sona kadar bir konçerto çalar gibi kesintisiz ve yoğun bir solo performansı sergileyerek bu alanda Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmiş, dünyaca ünlü ve önemli otoriteler tarafından çok onurlandırıcı kritikler almıştır. Dinleyen herkesi kıvrak müziğiyle kısa sürede etkileyen sanatçı, bu özellikleriyle yurt içi ve yurt dışındaki çeşitli festivaller ve organizasyonlar çerçevesinde gerçekleştirdiği salon ve açık hava Latin Caz konserlerinde ve yazılı/görsel medyada büyük ilgi topluyor.”

Gelen yorumlar ve tepkiler genellikle bu yönde oluyor ve bu da beni son derece mutlu ediyor.

5. Bir hastalık geçirmişsiniz ve sonrasında Nestor Torres ile bir araya gelmişsiniz bu hikayeden biraz bahseder misiniz?

Bu müziğe kapıldığım dönemde dünyada sayılı vaka olarak gösterilen bir akciğer rahatsızlığına yakalanmıştım. Hastalığı bir şekilde atlatacak olsam bile flütten ayrı kalacak olma ihtimali beni kahrediyordu. Annemi dinleyip piyano çalsaydım keşke en azından nefesle ilgili olmayan bir enstruman çalmış olurdum diye düşündüğüm olmuştu o dönem… Ama daha sonra gördüm ki; evet önemli bir akciğer rahatsızlığı geçirdim, ama bu olumsuz durum benim Grammy ödüllü besteci ve flüt sanatçısı  Nestor Torres’in müziğiyle tanışmama vesile oldu. Hastanede sürekli Nestor’un beni hayata döndüren canlı, hayat dolu müziğini dinledim. Daha sonra çok sevip etkilendiğim bu müziği ben de çalmaya karar verdim. İşte bu süreçte dinlediğim o CD’yi incelediğimde çok ilginç ve son derece etkileyici bir bilgiye ulaştım. Nestor Torres de yıllar önce ölümden döndüğü bir tekne kazası geçirdiğinde, o dönemki ruh halini yansıtan ve kendisine Grammy ödülü kazandıran eserlerini bestelemişti. Hastanedeyken beni hayata döndüren o albümün, Nestor için yeniden dünyaya gelmek anlamındaki aynı albüm olduğunu fark etmekse beni inanılmaz etkiledi. 

Daha sonra Torres’e ulaştım. Yaptığımız görüntülü bir görüşmede müziklerini çalmak istediğimi söylediğimde dünyaca ünlü sanatçı büyük bir ilgiyle beni dinledi. Tekniğim, müzikalitem, flüt ses tonum ve müzikal yorumlarımdan çok etkilendiğini söyleyerek heyecanla bu müzikleri albüm yapmam için beni yüreklendirdi ve bu güzel gelişmeler yetmiyormuş gibi bir de prodüktörlüğümü üstlenmeyi teklif etti. Bu beklenmeyen gelişmeden ben de çok heyecanlandım ve bu albüm için hastanedeyken dinlediğim Torres albümünden benim için anlamlı olan dokuz parça seçtim. Nestor da bana hoş bir sürpriz yapıp kendisiyle birlikte düet yapmak için yeni bir parça besteledi. Albümün altıncı parçası olan bu beste, bu projeyi gerçekleştirmek için İstanbul’da biraraya gelmemiz nedeniyle ‘Latin Dreams in İstanbul’ (İstanbul’da Latin rüyası) adeta onun ve benim ortak kaderimizi simgeliyor. Tüm bu yaşadıklarımdan sonra, aslında tesadüf yoktur, yaşanan her şeyin bir nedeni vardır diye düşünüyorum.

6. Gerçekten de yaşadıklarınıza kader denir mi bilmiyorum, ancak yadsınamayacak tek şey sizin dünyaca ünlü müzisyenler tarafından ayakta alkışlanan müziğiniz ve disiplininiz… Kimdir bu müzsyenler ve hakkınızda neler söylediler?

Latin Caz alanında önemli yeri olan Grammy ödüllü flüt sanatçısı Nestor Torres’in, CD’min stüdyo kayıtlarından sonra verdiği yazılı röportajda şu sözleri yer alıyordu; “Mihriban Aviral, müziğimi çalmaya cesaret eden ilk flüt sanatçısı… Onu ilk dinlediğimde müzikal olgunluğu, mükemmel tekniği ve çok etkileyici ses tonuna hayran kaldım. Ve özellikle prodüktörü olarak bu CD de yer almak istedim. Onunla çalışmak büyük zevkti.”

Konservatuvar yıllarından itibaren müziğinden ve tekniğinden çok etkilendiğim dünyaca ünlü virtüöz Sir James Galway de albümümde yer alması için şu notu gönderiyor; “Çok beğenerek dinliyorum. Mihriban Aviral’in performansı, kıvrak tekniği, müzikalitesi ve özellikle ses tonuna bayıldım.”

7. Birçok ülkede konserler verdiniz ve vermeye devam ediyorsunuz. Şu ülkede şu şehirde verdiğim konserden inanılmaz zevk aldım dediğiniz oldu mu yoksa hepsinde aynı tadı mı alıyorsunuz?

Uzun süredir konserler veriyorum, bunların her biri benim için önemli ve değerli şüphesiz… Ancak hiç unutamayacağım bir tanesi Los Angeles Convention Center’da 20.000 kişiye verdiğim konserdir. Bu konser boyunca süren coşku, konser  sonunda inanılmaz boyutlara ulaştı. İzleyiciler dakikalarca ayakta alkışlamaya devam ettiler, bu durum benim için gerçekten de unutulmazlar arasına girdi. 

Dediğim gibi müzik çok özellikli olduğu için tüm performanslarımda benzer tepkileri alıyorum. Ama son performaslarımdan Bilkent Konser Salonu ve Antalya Kültür Merkezi Konser Salonunda verdiğim konserlerde de yeni projem olan Latin Caz tarzında türküleri içeren “canjazzım türküler” adlı yeni CD’mden bir örnek vererek seslendirdiğim müzik ise büyük ses getirdi ve o parça 3 kez tekrar ettirilerek yine çok uzun süre ayakta alkışlandım.  

   

8. Bu güzel, yoğun iş temposunda ailenize nasıl vakit ayırıyorsunuz?

Ailem benim için çok önemli… Bir araya geldiğimiz anlar çok özel ve keyif aldığım anlardır. Çağımızda artık insanlar yoğun bir iş ve çalışma temposunda oldukları için birbirlerine ne yazık ki fazla zaman ayıramıyorlar. Ama ben bir ailenin daima her fırsatta bir araya gelmesinin çok gerekli ve önemli olduğunu, planlı programlı hareket edildiğinde her şeye zaman ayrılabileceğini düşünüyor, öyle de yapıyorum. İnancıma göre aile insanın kalesidir. Her türlü destek, güven ve paylaşım aile ortamında sağlanır. O nedenle ben aileme vakit ayırmaya özen gösteriyorum.  

9. Ve de bu tempoda kendinize ve sosyal yaşama, gezip dolaşmaya, nasıl vakit ayırıyorsunuz? Gittiğiniz yerlerde yeni yerler görmenin yanı sıra o bölgeye ait farklı lezzetleri de tatmayı sever misiniz?

Seyahat etme, gezme ve yeni yerler görmeyi çok severim. Doğadaki güzellikleri hissetmeyi, o güzelliklerden keyif almaya da bayılırım, bu beni çok mutlu eder. Farklı ülkeler, farklı kültürleri de tanımaya çok ilgi duyarım. Çünkü bu farklılıkların beni, ruhumu ve vizyonumu daha da genişleterek, zenginleştirip beslediğini düşünüyorum. Bu ruhsal zenginliğin benim müziğime ve sanatçı kişiliğime de yansıdığını düşünüyor, bundan da çok keyif alıyorum. Farklı kültürlerden söz ederken, yöresel ve farklı lezzetlerden tatmak da ilgimi çeker. Zaten ben profesyonel olmasa da amatör olarak bir gurmeyim. Chaine des Rotisseurs, yani şarap ve yemeklerle ilgilenen gastronomic bir topluluk üyesiyim. Bu topluluğun ulusal ve uluslararası aktivitelerine katılmaya özen gösteriyorum.

Yaşamımızda bu gibi güzelliklere olabildiğince vakit ayırmak gerektiğine inanıyorum. Çünkü böyle aktiviteler bizlere yaşam sevinci, mutluluk, ruhsal ve düşünsel zenginlik katıyor. Çok yoğun tempoda çalışmak bile bunları yapmaya engel olmamalı diye düşünüyorum. Demin söz ettiğim gibi planlı, programlı hareket edilmesi halinde her şeyi yapmak mümkün oluyor.

10. Yeniden müziğe dönecek olursak, çok yeni bir single CD çıkardınız. Çok güzel bir ismi ve harika bir kapak tasarımı var, “canjazzım türküler (1)”… Şimdiden büyük ilgi çekecek gibi görünüyor. Peki neden türküler?

Müziğin evrensel dili ile kültürler arası bağlar kurmak, bir taraftan caz ve Latin caz müziğini toplumumuz insanlarına sevdirirken, diğer tarafta özellikle öz müziğimizin ezgileriyle Türk kültürünü simgeleyen türkülerimizi aranje ederek, caz ve Latin caz benzeri kalıplar kullanarak, bu tarz müziklerle yakından ilgilenen çok ciddi bir kitleyi kapsayan dünya toplumlarına sunmak ilk hedefimdir. Etnik müzik etniktir, yani bulunduğu coğrafyadaki insanlar için bir şey ifade eder ve başka bir coğrafyada pek anlaşılmaz, değerini bulamaz. Ancak, etnik müzik, evrensel formlarda tasarlanır ve sunulursa, tüm dünya toplumlarına hitap edebilir. Böylece etnik Türk kültürünü dünya toplumlarına, “”yine evrensel müzik dili”” ile anlatıp, toplumları yakınlaştırarak “dünya barışına” katkıda bulunmanın biz sanatçıların en önemli görevi olduğunu düşünüyorum.                                                                                                                           Ayrıca, ülkemizin “ilk ve tek” örneği ve otoritelerce başarılı bulunan bir flüt sanatçısı olarak, çağdaş ve modern Türk kadınının da böyle bir arenada var olduğunu göstermek adına uluslararası platformlarda yer almak, bu ülkede yetişmiş bir sanatçı olarak boynumun borcudur düşüncesindeyim.

11. Sayın Aviral, son olarak bundan sonraki projeleriniz ve konserlerinizle ilgili bilgi verir misiniz?

Canjazzım türküler 2 CD si ile devam edeceğim ve bu kez türkülerin flüte uyarlamalarını kendim yapacağım, bu benim için önemli bir farklılık olacak. Ardından, çok heyecan verici başka bir projem daha var, ama henüz ondan bahsetmek için çok erken olduğunu düşünüyorum, önümüzdeki birkaç ay içinde gerçekleşecek, sizlerin de mutlaka haberi olacaktır. Bunların yanısıra Ankara, İstanbul, Antalya ve Selanikte vereceğim konserlerim var. Yakın gelecek için programım bu şekilde ilerleyecek.

Projeleriniz, hikayeniz, müziğiniz ve üstlendiğiniz misyon çok etkileyici. Sizi içten kutluyor, ülkemizde ve uluslararası alanda başarılarınızın devamını diliyoruz.